Reiki Seansında Neler Hissedilir?
Reiki ile ilk kez tanışacak kişilerin seans öncesinde en çok merak ettiği şeylerden biri, seans sırasında ne hissedecekleri oluyor. “Benim bir şey yapmam gerekiyor mu?”, “Ya hiçbir şey hissetmezsem?” gibi sorular da aslında aynı meraktan doğuyor. Daha önce deneyimlemediğimiz bir şeyin içine girdiğimizde, ister istemez bizi neyin beklediğini bilmek istiyoruz.
Öncelikle şunu söylemek gerekiyor: Reiki seansında herkesin yaşayacağı, önceden belirlenmiş tek bir deneyim yok. Bazı kişiler ellerin bulunduğu bölgelerde sıcaklık, hafif bir karıncalanma ya da farklı bedensel duyumlar hissedebiliyor. Bazılarında ise bedenin gevşemesiyle birlikte günlük hayatın hareketliliğinden biraz uzaklaşma ve zihnin sakinleşmesi daha belirgin olabiliyor.
Hiçbir şey hissetmeyen kişiler de var ve bunu seansın işe yaramadığı şeklinde değerlendirmiyorum. Çünkü Reiki deneyimini yalnızca seans sırasında ortaya çıkan fiziksel duyumlar üzerinden değerlendirmek, deneyimin kendisini oldukça dar bir alana sıkıştırıyor. İnsan bazen yalnızca uzanıp nefesine dikkat ediyor, günün telaşından bir süre uzak kalıyor ve uzun zamandır kendisine ayırmadığı sessiz bir zamanın içinde bulunuyor. Bunun kendisi bile kişi için anlamlı bir deneyim olabiliyor.
Seans Sırasında Sizin Yapmanız Gereken Bir Şey Var mı?
Aslında özel olarak yapmanız gereken bir şey yok. Rahat kıyafetlerinizle uzanmanız ve kendinizi mümkün olduğunca rahat bırakmanız yeterli. Reiki uygulamasında kıyafetlerin çıkarılması gerekmez ve fiziksel bir müdahalede bulunulmaz; uygulayıcı ellerini bedenin üzerinde ya da belirli bölgelere yakın bir konumda tutarak uygulamayı gerçekleştirir.
Seansın başında genellikle kısa bir sohbet ederiz. Ben bu konuşmayı kişiyi analiz etmek veya onunla ilgili bir sonuca ulaşmak için değil, o gün nasıl hissettiğini anlayabilmek ve seansa kendisini rahat hissederek başlayabileceği bir alan oluşturmak için önemli buluyorum. Çünkü insanın kendisini güvende hissetmediği bir yerde gevşemesi ve kendini bırakabilmesi kolay olmuyor.
Seans başladıktan sonra da zihninizden geçenleri kontrol etmeniz gerekmiyor. Aklınıza düşünceler gelebilir, dikkatiniz başka yerlere kayabilir, uykunuz gelebilir ya da bir süre sonra zihninizin sakinleştiğini fark edebilirsiniz. Bunların hiçbirini düzeltmeye çalışmanız gerekmiyor. Seans sırasında amaç başka bir hâle geçmeye çalışmak değil, o anda nasıl olduğunuzla biraz daha temas edebilmek.
Duygular da Ortaya Çıkabilir mi?
Evet, bazı seanslarda duygular da daha görünür hâle gelebiliyor. Günlük hayatın içinde çoğu zaman dikkatimizi başka şeylere vererek devam ediyoruz. Yapılacaklar, sorumluluklar, yetişilecek yerler derken bazı duyguların üzerinde durmaya fırsat bulamıyoruz. Seans sırasında biraz yavaşladığımızda ise daha önce fark etmediğimiz bir duygu kendisini gösterebiliyor.
Bu kimi zaman derin bir iç çekiş, bir rahatlama ya da ağlama şeklinde ortaya çıkabiliyor. Bazen de uzun zamandır hatırlanmayan bir duygu birdenbire fark edilebiliyor. Böyle bir deneyim yaşandığında hemen “Bunun sebebi şu” diyerek kesin bir anlam vermeyi doğru bulmuyorum. Her duygunun o anda açıklanması gerekmiyor; bazen yalnızca fark etmek ve o duygunun geçmesine izin vermek yeterli olabiliyor.
Burada uygulayıcının rolü de bence oldukça önemli. Kişinin yaşadığı şeyi yargılamadan, onu belli bir açıklamaya zorlamadan yanında olabilmek, seansın güvenli ve rahat bir şekilde devam etmesine yardımcı oluyor.
Seans Sonrasında
Seans bittikten sonra da herkes kendisini aynı şekilde hissetmiyor. Bazı kişiler dinlenmiş, sakin veya daha hafif hissettiklerini söylüyor. Bazıları ise seansın hemen ardından çok belirgin bir şey fark etmiyor ve daha sonra, günlük hayatın içinde kendi hâllerini gözlemledikçe seansın onlarda bıraktığı etkiyi fark ediyor.
Bu yüzden ilk Reiki seansına gelirken “Mutlaka bir şey hissetmeliyim” diye düşünmenizi önermiyorum. Bir deneyimin değerini, o sırada ne kadar güçlü bir duyum yaşadığınız belirlemiyor.
Meditasyon biliyor olmanız, zihninizi susturabiliyor olmanız ya da Reiki hakkında önceden bilgi sahibi olmanız da gerekmiyor. Zihniniz çok yoğun olabilir, meraklı olabilirsiniz veya ilk seansa gelirken biraz tedirginlik yaşayabilirsiniz. Bütün bunlarla birlikte seansa gelebilirsiniz.
Yıllar içinde benim için daha da belirginleşen şeylerden biri şu oldu: İnsan her zaman kendisine iyi gelmesi için daha fazlasını yapmak zorunda değil. Bazen bir süreliğine hiçbir şey yapmak zorunda olmadığı, yalnızca uzanıp nefes alabileceği ve kendi hâlinde kalabileceği bir alana ihtiyaç duyuyor.
Reiki seanslarında benim en çok kıymet verdiğim taraf da burada. Kişiyi belirli bir deneyime zorlamadan, olduğu hâliyle karşılamak ve o zamanı kendi ritminde geçirebilmesine eşlik etmek.
İlk kez Reiki alacaksanız bu nedenle kendinizden özel bir şey beklemenize gerek yok. Belki bedeninizde bir sıcaklık hissedeceksiniz, belki zihniniz biraz sakinleşecek, belki yalnızca dinlenmiş hissedeceksiniz. Belki de seans sırasında belirgin bir duyum yaşamayacaksınız. Bunların hiçbiri deneyiminizi tek başına anlamlı ya da anlamsız hâle getirmiyor.
Çünkü bazen bir deneyimin anlamı, o anda ne kadar güçlü hissedildiğinde değil, insanın kendisine biraz daha fazla yer açabilmesinde ortaya çıkıyor.
»»» Bir sonraki makalemde ise Reiki seansında yaşadığımız deneyimin ardındaki öğretisel çerçeveye bakacak ve “Reiki Enerjisi Nasıl Çalışır?” sorusunu ele alacağız.
Sevgiyle…

