Reiki Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
Reiki ile ilgilenmeye başlayan bir insanın ilk yaptığı şeylerden biri çoğu zaman biraz araştırmak oluyor. Fakat araştırdıkça birbirinden oldukça farklı anlatımlarla karşılaşmak da mümkün. Bir yerde bir inanç sistemi gibi anlatılırken başka bir yerde yalnızca enerji aktarımından söz ediliyor; kimi anlatımlarda olağanüstü deneyimler öne çıkarılırken, kimilerinde çok daha sade bir uygulama olarak ele alınıyor.
Bütün bu farklı anlatımların içinde insanın zaman zaman kafasının karışması oldukça doğal. Çünkü yıllar içinde farklı ülkelerde, farklı öğretmenler ve farklı uygulama biçimleriyle aktarılmış bir gelenekten söz ediyoruz. Dolayısıyla bugün duyduğumuz her bilginin aynı kaynaktan geldiğini ya da bütün uygulamaların aynı anlayışla sürdürüldüğünü düşünmek mümkün değil.
Kozmik İnsan’da benim yaklaşımım da burada başlıyor. Bir bilgiyi okuyucuya “doğrusu budur” diyerek kabul ettirmek yerine, onun nereden geldiğine ve nasıl yorumlandığına bakmayı daha değerli buluyorum. Bir Reiki Master olarak yıllardır yaptığım uygulamalarda da her insanın bu çalışmayla kurduğu ilişkinin ve yaşadığı deneyimin farklı olabildiğini görüyorum. Bu nedenle bazı yaygın düşüncelere biraz daha yakından bakmanın, konuyu anlamaya çalışan biri için daha sağlıklı bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum.
Reiki belirli bir inanca sahip olmayı gerektirir mi?
Bana yöneltilen sorulardan biri de bu oluyor: “Benim inancım farklı, Reiki bana uygun olur mu?”
Kişinin belirli bir dine geçmesini ya da sahip olduğu inancı değiştirmesini gerektiren bir uygulama olarak ele alınmıyor. Reiki geleneğinde manevi bir yön bulunuyor; ancak kendisi bir din olarak tanımlanmıyor. Bu nedenle uygulamaya başlamadan önce kişinin kendi inançlarından vazgeçmesi ya da başka bir inanç sistemini benimsemesi gibi bir durum söz konusu değil. Reiki ne bir dindir, ne de bir dine mensuptur. Reiki evrensel şifa enerjisidir.
Dr.Mikao Usui’nin geliştirdiği öğretide insanın kendi yaşamına, davranışlarına ve iç dünyasına bakmasını destekleyen ilkeler de bulunuyor. Bu açıdan onu yalnızca ellerin beden üzerine yerleştirildiği bir uygulamaya indirgemek, öğretinin taşıdığı daha geniş anlamı da biraz daraltıyor.
Benim için önemli olan, uygulamayla kişinin kendi inanç dünyası arasındaki sınırı koruyabilmek. Bu yolla tanışan herkesin aynı şeyi düşünmesi ya da aynı manevi deneyimi yaşaması gerekmiyor.
Reiki’ye inanmazsam hiçbir şey yaşayamaz mıyım?
Bu soruyla da oldukça sık karşılaşıyorum. Bazen bir kişi seansa gelmeden önce “Acaba önce inanmam mı gerekiyor?” diye düşünüyor. Ben bir Reiki Master olarak bu noktada insanın kendisini herhangi bir deneyime zorlamasının gerekli olmadığını düşünüyorum.
Bir insan bu konuda kesin bir kanaate sahip olmadan da bir seans deneyimleyebilir. Seans sırasında sıcaklık, hafif bir titreşim, bedende farklı duyumlar ya da derin bir gevşeme hisseden insanlar olduğu gibi, belirgin hiçbir şey hissetmeyen insanlar da olabiliyor. Üstelik aynı insanın farklı seanslarda yaşadığı deneyim bile birbirinden farklı olabiliyor.
Bu nedenle bir seansta mutlaka belirli bir şey hissetmek gerektiği düşüncesini doğru bulmuyorum. Hiçbir şey hissetmemek, seansın yanlış geçtiği anlamına gelmediği gibi, yoğun bir deneyim yaşamak da tek başına bir şeyin daha fazla olduğu anlamına gelmiyor. Benim uygulamalarımda önem verdiğim şey, kişinin kendisini belirli bir deneyime zorlamak yerine yaşadığını olduğu hâliyle gözlemleyebilmesi.
Reiki seansında olağanüstü bir şey yaşamak gerekir mi?
Zaman zaman oldukça büyük beklentiler oluşabiliyor. Özellikle başkalarının anlattığı yoğun deneyimler, kişinin kendi seansında da benzer bir şey yaşaması gerektiğini düşünmesine neden olabiliyor.
Oysa bir seans çoğu zaman bundan çok daha sade bir deneyim. İnsan sessizce uzanıyor, günlük hayatın hareketinden bir süre uzaklaşıyor, bedeni gevşiyor ve zihni alışılmış düşünce akışından biraz olsun ayrılabiliyor. Bazen seansın sonunda kişinin söylediği şey yalnızca “Çok rahatladım” oluyor; bazen de herhangi belirgin bir duyumdan söz etmiyor.
Yıllar içinde yaptığım uygulamalarda şunu daha iyi gördüm: İnsanların yaşadığı deneyimleri birbirleriyle karşılaştırmak, çoğu zaman kendi deneyimini anlamaktan çok sorgulamasına neden oluyor. Oysa bir başkasının hissettiğini hissetmek zorunda değiliz. Her insanın bedeni, zihni ve içinde bulunduğu yaşam dönemi farklı; dolayısıyla yaşananların da kişiden kişiye değişmesi oldukça doğal.
Bu nedenle bir seansı olağanüstü bir şey yaşama beklentisiyle değil, kişinin kendisine biraz alan açabileceği bir deneyim olarak görmek bana daha anlamlı geliyor.
Reiki yalnızca insanlara mı uygulanır?
Reiki öğretisinde yaşam enerjisinin yalnızca insanlara ait olmadığı düşüncesi bulunuyor. Bu nedenle hayvanlara yönelik çalışmalar da yapılabiliyor; bazı uygulayıcılar bitkiler ve doğayla ilgili çalışmalardan da söz ediyor.
Ben özellikle hayvanlarla yapılan uygulamalarda bunun yalnızca “enerji vermek” şeklinde anlaşılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir canlıyla çalışırken onun kendi doğasına, sınırlarına ve hâline saygı göstermek her şeyden önce geliyor. Benim için bu yaklaşım çalışmanın merkezinde yer alıyor.
Enerji çalışmaları üzerine konuşurken insanın kendisini her şeyin merkezine yerleştirmemesi gerektiğini düşünüyorum. Doğaya ve diğer canlılara yaklaşımımız da aslında kendi iç dünyamızla kurduğumuz ilişkinin bir parçası. Bu nedenle bir canlı üzerinde istediğimiz değişikliği meydana getirebileceğimiz bir araç gibi görmektense, sakinlik, dikkat ve saygı çerçevesinde ele almak bana daha doğru geliyor.
Bir Reiki seansıyla her şey değişir mi?
Bazen tek bir seansın insanın hayatında büyük ve kalıcı bir değişim yaratacağı yönünde beklentiler oluşabiliyor. Ben Master olarak çalışırken böyle bir vaat dili kullanmayı doğru bulmuyorum.
Bir insan tek bir seansın ardından kendisini daha sakin hissedebilir; başka biri yaşadığı değişimi hemen fark etmeyip birkaç gün sonra bazı şeyleri daha farklı değerlendirdiğini görebilir. Bir başka kişi ise belirgin bir değişiklik yaşamayabilir. İnsan deneyiminin tek bir biçimi yok.
Çünkü insan hayatı tek bir seansta açıklanabilecek kadar basit değil. Duygularımız, düşüncelerimiz, ilişkilerimiz, yaşam koşullarımız ve içinde bulunduğumuz dönem birbirinden bağımsız değil. Bunu da bütün bunları bir anda değiştiren mucizevi bir yöntem olarak anlatmak yerine, insanın kendisine dönüp bakabildiği bir alan olarak görüyorum.
Kendi uygulama deneyimimde önemli olan çoğu zaman büyük ve gösterişli değişimlerden ziyade, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkide fark ettiği küçük farklılıklar oluyor. Bazen insanın biraz yavaşlaması, uzun zamandır fark etmediği bir duyguyu görebilmesi ya da kendisine karşı daha dikkatli davranmaya başlaması bile anlamlı bir deneyime dönüşebiliyor.
Reiki yapmak için özel bir yetenek gerekir mi?
Bu soru da ilk kez karşılaşan insanların merak ettiği konulardan biri. “Benim enerjim güçlü değil, acaba Reiki yapabilir miyim?” ya da “Ben sezgisel biri değilim, bana uygun olur mu?” gibi sorularla karşılaşıyorum.
Burada “özel bir yetenek” fikrinin nereden geldiğine bakmak gerekiyor. Onu doğuştan bazı insanların sahip olduğu özel bir güç olarak görmek, eğitim ve uygulama tarafını geri plana itebiliyor. Öğreti içinde uygulama belirli eğitim aşamalarıyla aktarılıyor ve kişi öğrendiklerini kendi pratiği içinde geliştirebiliyor.
Ben eğitim verdiğim insanlarda da bunun farklı biçimlerde ortaya çıktığını görüyorum. Bazı insanların duyarlılığı ilk günden daha belirgin olabilirken, bazıları uygulama sırasında çok daha sakin ve gözlemci bir şekilde ilerliyor. Birinin diğerinden daha “yetenekli” olduğunu söylemek için böyle bir karşılaştırmaya ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.
İlgilenmek için olağanüstü sezgilere sahip olmak, kendisini spiritüel açıdan farklı bir insan olarak görmek ya da daha önce herhangi bir enerji çalışması yapmış olmak gerekmiyor. Öğrenmeye açık olmak, uygulamayı ciddiye almak ve zaman içinde kendi deneyimini gözlemlemek sürecin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Reiki hakkında neden bu kadar farklı anlatım var?
Birbirinden farklı bilgilerle karşılaşmamızın önemli nedenlerinden biri, bu öğretinin yıllar içinde farklı öğretmenler ve ekoller aracılığıyla aktarılmış olması. Bir öğretmenin vurguladığı konu başka bir öğretmenin aktarımında daha geri planda kalabiliyor; uygulama biçimleri ve yüklenen anlamlar da zaman içinde farklılaşabiliyor. Bu nedenle tek bir anlatımı bütün geleneğin tamamıymış gibi görmek yerine, anlatılan bilginin hangi öğretiden, hangi ekolden ve hangi deneyimden geldiğine bakmak bana daha anlamlı geliyor.
Kozmik İnsan’da bilgiyi ele alış biçimimin temelinde de bu var. Bir konuyu yalnızca tek bir pencereden anlatmak yerine, mümkün olduğunca farklı yönlerini görünür kılmaya çalışıyorum. Okuyucunun kendi düşüncesini oluşturabileceği bir alan bırakmanın önemli olduğuna inanıyorum.
Bir Reiki Master olarak yıllardır sürdürdüğüm uygulamalar bana aynı bilginin farklı insanların hayatında farklı karşılıklar bulabildiğini gösterdi. Bu yüzden kendi deneyimimi paylaşırken onu herkes için geçerli tek bir sonuç gibi sunmak yerine, kendi yolculuğumun bana gösterdiği bir pencere olarak aktarmayı tercih ediyorum.
Reiki’ye nasıl yaklaşmalı?
Bana göre bu konuya yaklaşmanın en anlamlı yollarından biri, ne peşinen büyük beklentiler oluşturmak ne de daha deneyimlemeden kesin bir yargıya varmaktan geçiyor. İnsan bir konuyu araştırabilir, farklı kaynakları okuyabilir, deneyimleri dinleyebilir ve kendisi için ne ifade ettiğine zaman içinde karar verebilir.
Kozmik İnsan’da benim için önemli olan da tam olarak bu: Bilgiyi paylaşmak, deneyimi görünür kılmak ve insanın kendi sorularını daha iyi sorabilmesine alan açmak; fakat onun yerine karar vermemek.
Ben bunu hayatımda her şeyi açıklayan tek bir cevap olarak görmüyorum. Bir Reiki Master olarak benim için, insanın zaman zaman kendisine dönmesine, kendi iç dünyasını daha dikkatli dinlemesine ve hayatın alışılmış akışı içinde gözden kaçırdığı bazı şeyleri fark etmesine eşlik eden bir yol.
Belki de bu konu hakkında konuşurken en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, bir deneyimi hemen büyütmek ya da küçümsemek yerine ona kendi gerçekliği içinde bakabilmek. Herkesin karşılaşma biçimi, yaşadığı deneyim ve ondan aldığı anlam farklı olabilir. Ben de yıllar içinde, bazı şeyleri hemen bir sonuca bağlamak yerine biraz zaman tanımanın ve deneyimin kendi içinde ne söylediğini görmenin daha kıymetli olduğunu öğrendim.
»»» Bir sonraki makalemde ise Reiki ile ilgili en çok merak edilen konulardan biri olan “Uzaktan Reiki Nedir?” sorusuna bakacağız. Uzaktan Reiki’nin Reiki öğretisindeki yerini ve uygulama biçimlerini birlikte ele alacağız.
Sevgiyle…

