GÜNLÜK HAYATTA REİKİ NASIL KULANILIR?

Reiki Farkındalığını Günlük Yaşama Taşımak

Reiki denildiğinde çoğumuzun aklına önce bir seans, ellerin beden üzerine yerleştirilmesi ya da bir eğitim geliyor. Oysa Reiki’nin hayatımızdaki yeri bunlarla sınırlı değil; zaman içinde bu çalışmayla daha yakından ilgilendikçe, onun yalnızca belirli bir zamanda yaptığımız bir uygulama olmadığını, kendimize, bedenimize, duygularımıza ve hayatın içinde yaşadıklarımıza nasıl baktığımızla da ilişkili olduğunu daha iyi görüyoruz. Özellikle yıllar içinde yaptığım uygulamalarda ve insanlarla kurduğum çalışmalarda benim için daha da belirginleşen tarafı, Reiki’nin günlük hayatın akışından ayrı bir yerde durmaması; tam tersine, insanın kendi hâlini fark etmeye başladığı o küçük anlarda kendini göstermesi oldu.

Günlük hayatın telaşı içinde çoğu zaman kendimizi fark etmeden ikinci plana atıyoruz. Yapılacak işler, sorumluluklar ve yetişmemiz gereken yerler derken günün sonunda kendimize ne kadar zaman ayırdığımızı düşünmek bile zorlaşabiliyor. Oysa her zaman büyük bir değişime ya da hayatımızı baştan sona yeniden düzenlemeye ihtiyacımız olmayabilir; bazen yalnızca bir an durup “Ben şu anda nasılım?” diye kendimize bakabilmek, günün içinde ne yaşadığımızı ve bütün bunların bizi nasıl etkilediğini fark edebilmek için yeterli olabiliyor. Reiki’nin günlük yaşamdaki yeri bana biraz da burada başlıyor gibi geliyor.

Kendine Reiki Uygulamak

Reiki 1. Seviye eğitiminde öğrenilen kendine uygulama, bu çalışmayı günlük yaşamın içine taşımanın en doğal yollarından biri. Günün bütün hareketliliğinden bir süre uzaklaşıp ellerimizi bedenimizin üzerinde tutmak, nefesimizi biraz daha sakin hâle getirmek ve o sırada bedenimizde neler olup bittiğini dinlemek için uzun saatlere ihtiyacımız yok. Bazen birkaç dakika bile insanın kendisiyle yeniden temas kurmasına yetebiliyor; üstelik bunu yaparken belirli bir şey hissetmeye çalışmak ya da uygulamanın mutlaka belli bir şekilde sonuçlanmasını beklemek de gerekmiyor.

Kendi uygulamalarımda da zaman içinde şunu çok gördüm: İnsan bir şey yaşamaya ya da hissetmeye zorlamadığında, bedeninin verdiği küçük işaretleri daha rahat fark edebiliyor. Kimi zaman bir sıcaklık, hafif bir titreşim ya da gevşeme hissediliyor, kimi zaman zihnin biraz sakinleştiği fark ediliyor; bazen de bunların hiçbiri olmadan yalnızca birkaç dakika sessizce kendimizle kalıyoruz. Her deneyimin birbirine benzemesi gerekmiyor ve bence Reiki’nin güzel taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor; yaşadığımız şeyi bir kalıba sokmak yerine, o an kendimizde ne olup bittiğine izin verebilmek.

Günün İçinde Kendine Dönmek

Reiki’yi günlük hayatın bir parçası hâline getirmek, günün her anında uygulama yapmak anlamına gelmiyor. Bazen günün ortasında, işlerin arasında ya da eve dönerken kısa bir süre durup kendimize bakmak bile bize kendimizi hatırlatabiliyor.”Şu anda gerçekten ne hissediyorum?”, “Bedenimde bir yorgunluk ya da sıkışma var mı?” veya “Bugün kendime karşı biraz daha anlayışlı olabilir miyim?” diye sormak, hemen bir cevap bulmak için değil, içimizde olup bitenleri fark etmek için güzel bir başlangıç olabilir.

Çünkü gün içinde pek çok şeyi alışkanlıkla yapıyoruz ve çoğu zaman ne kadar yorulduğumuzu, hangi durumda gerildiğimizi ya da aslında neye ihtiyacımız olduğunu ancak durduğumuzda anlayabiliyoruz. Ben Reiki uygulamalarının günlük hayattaki karşılığını biraz da bu noktada görüyorum; insanın kendisini sürekli değiştirmeye çalışmasından önce, içinde bulunduğu hâli dürüstçe görebilmesi ve kendisine kulak vermesi önemli. Bazen yalnızca bunu fark etmek bile günün geri kalanına başka türlü bakmamıza yardımcı olabiliyor.

Reiki İlkelerini Günlük Hayatta Hatırlamak

Reiki’nin beş ilkesi de günlük hayatın içinde benim için önemli bir yere sahip. Özellikle “Bugün sadece bugün” ifadesi, bütün hayatımızı bir anda değiştirmek yerine içinde bulunduğumuz güne bakmayı hatırlattığı için bana her zaman anlamlı geliyor. Bugün nasıl davranıyorum, bugün içimde ne taşıyorum, bugün kendimle ve çevremdeki insanlarla nasıl bir ilişki kuruyorum? Bu soruların hepsine kusursuz cevaplar vermemiz gerekmiyor; zaten bu ilkeleri de hayatımız boyunca hiç öfkelenmeyecek, hiç kaygılanmayacak ya da hiç hata yapmayacakmışız gibi düşünmüyorum.

Hepimiz öfkeleniyoruz, endişeleniyoruz, bazen istemediğimiz tepkiler veriyor ve sonradan keşke böyle davranmasaydım dediğimiz anlar yaşıyoruz. Benim için önemli olan, bunların hiç yaşanmaması değil; yaşandığında kendimize dürüstçe bakabilmek, ne olduğunu görebilmek ve gerektiğinde yeniden kendi merkezimize dönebilmeyi öğrenmek. Bazen günün içinde aklımıza gelen tek bir Reiki ilkesi bile bizi bir an durdurabiliyor ve o anda vereceğimiz tepkiyle birkaç saniye sonra vereceğimiz tepkinin aynı olmadığını fark edebiliyoruz.

İlişkilerimizin İçinde Farkındalık

Reiki’yi kendi hayatımda deneyimledikçe, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin çevresindeki insanlarla olan ilişkisine de ister istemez yansıdığını daha çok fark ediyorum. Birini gerçekten dinlemek, karşımızdaki insan konuşurken cevabımızı hazırlamak yerine ne söylediğini anlamaya çalışmak, hemen kendimizi savunmaya geçmeden önce birkaç saniye durabilmek ve kendi duygularımızı da yok saymadan konuşabilmek, günlük hayatın içinde Reiki’nin bize hatırlattığı hâllerden bazıları olabilir.

Elbette her zaman sakin ve anlayışlı olamayız; insanız, zorlandığımız, öfkelendiğimiz, yanlış anladığımız ve yanlış tepki verdiğimiz zamanlar olacak. Fakat sonrasında dönüp kendi davranışımıza bakabilmek, “Ben burada ne yaşadım?” diye kendimize sorabilmek ve gerekiyorsa karşımızdaki kişiden özür dileyebilmek de bu yolculuğun bir parçası. Bazen büyük sözler söylemeden, yalnızca bir konuşmanın içinde biraz daha fazla dinlemek ya da vereceğimiz cevabı birkaç saniye geciktirmek bile ilişkilerimizde düşündüğümüzden daha büyük bir fark yaratabiliyor.

Yaşadığımız Alanla Kurduğumuz İlişki

Reiki öğretisinde yaşam enerjisinin yalnızca insan bedeniyle sınırlı olmadığı düşünülüyor. Bu nedenle bazı uygulayıcılar evlerinde, çalışma alanlarında, bitkileriyle ya da hayvanlarıyla Reiki niyetiyle çalışmalar yapabiliyor. Ben burada uygulamanın kendisinden çok, bunun insanın çevresindeki yaşama bakışını nasıl değiştirebildiğiyle ilgileniyorum; çünkü bir bitkinin ihtiyacını fark etmek, birlikte yaşadığımız bir hayvanın hâline dikkat etmek, evimizin içinde bizi yoran ya da rahatlatan şeyleri görmek ve bulunduğumuz ortamı daha özenli hâle getirmek de insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin bir parçası.

Bu açıdan baktığımda Reiki yalnızca ellerimizi bedenimize koyduğumuz birkaç dakikaya sıkışmıyor. Uygulama bittikten sonra da hayatın içinde nasıl baktığımız, nasıl davrandığımız ve çevremizdeki canlılarla nasıl bir ilişki kurduğumuz önemini koruyor. Belki de günlük yaşamda bu çalışmanın bana en çok düşündürdüğü şeylerden biri, insanın kendi iç dünyasına gösterdiği özenin zamanla çevresine de taşabilmesi.

Reiki Hayatımıza Bir Zorunluluk Olarak Girmemeli

Kendi deneyimimde Reiki’nin bana yeni bir görev ya da yerine getirilmesi gereken başka bir sorumluluk gibi gelmesini hiç istemedim. Her gün uzun süre uygulama yapmak, belli bir düzeni hiç bozmamak ya da her uygulamada mutlaka farklı bir şey hissetmek gerektiğine inanmıyorum; çünkü insanın hayatında her gün aynı değil ve kendimize ayırabildiğimiz zaman da, içinde bulunduğumuz ruh hâli de değişebiliyor. Bir gün birkaç dakika ellerimizi bedenimize koyup sessizce kalabiliriz, başka bir gün yalnızca derin bir nefes alıp ne kadar yorulduğumuzu fark edebiliriz, bazı zamanlarda ise hiçbir şey yapmadan biraz sessizliğe ihtiyaç duyabiliriz.

Bence Reiki’yi hayatımıza katarken en önemli şeylerden biri, onu yapılacaklar listesine eklenen yeni bir görev hâline getirmemek. Kendimize ayırdığımız zaman bile “bunu da yapmalıyım” düşüncesiyle ilerlemeye başladığında, bir süre sonra kendimizden uzaklaşırken aslında kendimize yaklaşmaya çalışıyor olabiliriz. Ben Reiki’yi daha çok insana kendisini hatırlatan bir çalışma olarak görüyorum; hayat bütün yoğunluğuyla devam ederken, arada bir durup “Ben neredeyim, şu anda kendime nasıl davranıyorum?” diye bakabilmek ve gerektiğinde yeniden kendimize dönebilmek benim için bu çalışmanın günlük hayattaki en kıymetli taraflarından biri.

Hayatın İçinde Kendini Hatırlamak

Günlük hayatta Reiki’yi yaşamak, her anımızı bir uygulamaya dönüştürmek ya da hayatımızın her alanına belli kurallar koymak anlamına gelmiyor. Kendimizi dinlemek, yorulduğumuzu fark etmek, duygularımıza hemen sırt çevirmemek, bedenimizin verdiği işaretleri duyabilmek ve başkalarına gösterdiğimiz anlayışın birazını kendimize de gösterebilmek; bütün bunlar zaman içinde Reiki ile kurduğumuz ilişkinin günlük hayattaki karşılıkları olabilir.

Kozmik İnsan’da Reiki’yi anlatırken benim için önemli olan da tam olarak bu. Reiki’yi yalnızca seanslarda yaşanan bir deneyim gibi anlatmak yerine, insanın kendi hayatında nereye dokunduğuna bakmayı daha anlamlı buluyorum. Yıllar içinde yaptığım uygulamalarda da her insanın Reiki ile kurduğu ilişkinin farklı olduğunu gördüm; birinin birkaç dakika sessiz kalmaya ihtiyacı olurken bir başkasının kendisine daha dikkatli bakmayı öğrenmesi, bir diğerinin ise ilişkilerindeki bazı davranışlarını fark etmesi mümkün. Bu yüzden herkese aynı yolu tarif etmekten çok, insanın kendi deneyimine kulak vermesini değerli buluyorum.

Hepimizin hayatı, yaşadıkları ve kendimize ayırabildiğimiz zaman birbirinden farklı. Reiki’nin hayatımızdaki yeri de buna göre değişebilir. Benim için önemli olan, hayatın dışına çıkıp başka bir hayat kurmak değil; tam tersine, bütün yoğunluğuyla devam eden hayatın içinde kendimizi unutmamak ve zaman zaman yeniden kendimize dönebilmeyi öğrenmek. Bazen gerçekten bundan daha fazlasına ihtiyaç duymuyoruz.

»»» Peki ya Reiki ile tanıştıktan sonra ne oluyor? Reiki Uyumlaması ne anlama geliyor ve bu süreçte neler yaşanıyor? Tahmin ettiğiniz gibi bir sonraki makalemde Reiki 1. Seviye Uyumlaması hakkında detaylar vereceğim.

Sevgiyle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir